Yuvaya Başlarken Yaşanan Sıkıntılar | ŞİRİN KALEMLER ANAOKULU
Home   Rehberlik   Yuvaya Başlarken Yaşanan Sıkıntılar

Yuvaya Başlarken Yaşanan Sıkıntılar

Hemen, hemen bütün çocuklar yuvanın ilk gününde, yaşadıkları bu yeniliği heyecan ve sevinçle karşılar. Ama işler iki – üç gün içinde bütünüyle değişebilir. Üstelik bu, çok sık görülen bir durumdur. Birlikte yaşamanın basit de olsa birtakım kuralları vardır ve çocuklar bunları yorucu ya da sıkıcı bulabilir. Bu noktada yeniden ‘ küçülmek ’ ve evde kalmak isteği doğal olabilir. İlk bakışta sıraları, tahtayı, kalemleri protesto ediyor gibi görünse de, iyice düşünüldüğünde aslında ilk günlerde çok eğlendirici bulduğu bütün o arkadaşları da istemediği anlaşılır. Bu duyguya çoğu zaman terk edilmenin verdiği sıkıntı da eklenir.

Çocuk annesinin bir daha onu almaya gelmeyeceği kuşku ya da korkusunu yaşayabilir. Hiç telaşlanmayın, bütünüyle normal bir kriz anıdır ve kısa sürede geçecektir. Ancak bu hassas dönemde çocuğunuza gerçekten yardımcı olmak istiyorsanız, şefkatli, anlayışlı, aynı zamanda da kararlı olmalısınız. Çocukta en küçük bir kararsızlık duygusu uyandırmamalı, onun için endişelendiğinizi hissettirmemelisiniz. Aksi takdirde sıkıntısı artacak ve okula isteyerek gitme zamanı birkaç ay daha ertelenecektir. Bunun dışında, dalga geçmek, daha da kötüsü, ağladığı için kızmak son derece yanlıştır. Üç yaşına gelmiş bile olsa, henüz küçük olduğunu ve ondan yetişkin gibi bir duygusal kontrol beklemeyeceğinizi hiçbir zaman unutmayın. Bu durumda en doğru yaklaşım, tatlılıkla teselli etmek,

Örneğin ; ‘ Biliyorum bu sabah pek okula gitmek istemiyorsun. Bazen bende işe gitmeyi pek istemiyorum, ama sonra geçiyor. Göreceksin seninki de geçecek ’ diyebilirsiniz ve onu okula bırakırken, yaptığınız işten memnun, son derece mutlu ve neşeli görünmeye çalışmalısınız…

BENDEN AYRILMASINA DAHA AZ ÜZÜLMESİ İÇİN NE YAPABİLİRİM?

• Her sabah içinde küçük bir sürpriz bulunan ve siz gittikten sonra alabileceği, minik bir paket ( en azından ilk on gün için ) vermeye ne dersiniz? Bu şekilde yuvaya gidişi çok daha hoş ve sevimli bir deneyim haline gelebilir. Bir başka yöntem de önlüğünün cebine ya da çantasına sizin için çok değerli olan bir şey ( örneğin telefon defteri ) koymak ve siz dönünceye kadar çok iyi saklamasını istemek olabilir. Böylece annem telefon defterini bana bıraktı. Demek ki mutlaka dönecek mantığını yürütür ve sizden uzaklaşma duygusu eskisi kadar ‘ ‘ ürkütücü ’ gelmez. Bütün bunların dışında, ilk 10 ya da 20 gün, yuvaya yalnızca sabahları geç göndermek, öğleden sonraları erken almak da alışma devresinin daha sorunsuz geçmesi açısından faydalı olacaktır.

YUVAYA GİTTİĞİ İÇİN DAHA ÇABUK MU OLGUNLAŞIR?

• Yuvadaki etkinlikler, eğitmenlerin verdiği ‘ bilgiler ’ ,çocuğun sürekli olarak kendini diğerleriyle karşılaştırma fırsatı bulması, doğal olarak daha kısa zamanda belli bir bağımsızlık kazanmasını sağlar. Çevresine iyi uyum sağlayan ve istekli bir çocuğun henüz 18 – 20 aylıkken altını ıslatmamayı, 1,5 yaşına doğru da ortalığı fazla batırmadan, kendi başına yemek yemeği öğrenmesi çok kolaydır. Ancak bu ‘ becerileri ’ edinmek için fazla bir ilgi göstermiyorsa ısrar etmek kesinlikle doğru olmaz. Unutmayın, her çocuğun kendine özgü, özel bir gelişme ritmi vardır ve bütün çocuklar da büyümek için aynı aceleyi göstermez. Belli bir bağımsızlık düzeyine ulaşma isteği, çocuğun kişiliğiyle çok yakından ilgilidir: hırslı bir karakteri varsa, arkadaşlarını hep geçmeye ( ben altımı ıslatmıyorum, sizden daha iyiyim ) çalışacaktır. Ama rekabetçi bir kişiliği yoksa aksine uysal ve sakin bireyse, bezinden ayrılmamayı ve en azından 2 yaşına kadar kendi yemektense sizin yedirmenizi tercih edecektir.

SON DERECE BASKICI HEP KENDİ DEDİĞİ OLSUN İSTİYOR. YUVA ONU YUMUŞATABİLİR Mİ?

• 18 Ayını doldurmuşsa ( yani yeni bir çevreye girmeye hazırsa ), yaşıtlarıyla pek fazla oynama fırsatı yoksa aynı zamanda, deyim yerindeyse, ‘ felaket ’ bir çocuksa, yuva kuşkusuz iyi bir fikir olabilir. Böylece hem zamanının bir bölümünü başka çocuklarla geçirme olanağı bulacak hem de onlarla barış içinde, bir arada yaşamayı öğrenecektir. Ayrıca, evrenin merkezinin kendisi olmadığını da anlayacaktır. Başka çocukların üzerinde büyük bir etkisi olmadığını görerek, baskıcı yönünü törpülemeyi öğrenecek ve ‘ dediğim dedik ’ tavrından uzaklaşarak, birlikte yaşamanın en temel kurallarına uyma zorunluluğunu anlamaya başlayacaktır.

ÖĞLENLERİ HİÇBİRŞEY YEMİYOR. AÇ KALMAMASI İÇİN NE YAPMALIYIM?

• Öğle yemeği saati aslında sosyalleşme sürecinin temel bir unsurudur. Böyle olduğu içinde çocuk henüz yuvaya tam uyum sağlayamamışsa ya da isteksiz gidiyorsa, günün en zorlu anlarından biri haline gelebilir. Çocuk kendisine sunulan yemeği yemeyerek yeni durumu protesto etmektedir. Bu tepkiyle aslında, ‘ burada olmaktan hoşlanmıyorum. Bu yüzdende hiçbir şeye katılmak, hiçbir şeyi paylaşmak niyetinde de değilim ’ demektedir. En önemli silahınızın sabır ve anlayış olduğunu unutmayın. Yemek yemiyorsa, kesinlikle ısrar edip zorlamayın. Yuvadaki eğitmenleri de bu konuda uyarın ve çocuğun davranışlarına bütünüyle kayıtsız kalmalarını, olayı görmezden gelmelerini isteyin. Hiçbir şekilde paniğe kapılmayın. Hangi çocuğun birkaç gün bir öğün atladı diye açlıktan öldüğünü duydunuz? Unutmayın, yemek yemeyi reddettiği halde, ağzına tıkmaya çabalarsanız, durumu daha da kötüleştirmiş ve protestolarının daha uzun süre devam etmesine davetiye çıkarmış olursunuz. İsteği dışında davranmaya zorlanmadığı takdirde, çocuk kısa bir süre sonra yalnızca okuldaki öğle yemeklerine daha kayıtsız olmakla kalmayacak, aynı zamanda diğer çocuklarla birlikte yemek yemenin ne kadar zevkli ve eğlenceli olduğunu da anlamaya başlayacaktır.

YUVAYA GİTTİĞİNDEN BERİ DAHA SAKİN VE HUZURLU . ÖĞRETMENLER ONU EĞİTMEDE BENDEN DAHA MI BAŞARILI?

• Çocuğunuz yuvada evdekinden farklı bir ortamdadır. Her şeyden önce koşma ve bağırma olanağı vardır. Ayrıca gelişimi için son derece önemli olan bir dizi oyunu oynama, duygu ve deneyimlerini yaşıtlarıyla paylaşma fırsatına sahiptir. Bir başka değişle, yetişkin biri ile birlikte bir apartman dairesine kapanıp kaldığında yapamayacağı ya da çok zor yapabileceği birçok şeyi yuvada özgürce gerçekleştirebilir. Bütün bu avantajları yaşadıktan sonra, enerjisini doğal ve sağlıklı bir biçimde boşaltabilir. Durum böyle olunca da, eve döndüğünde daha sakin, apartman yaşamına daha uygun oyunlarla yetinebilir. Birçok anne ulaşılan bu sonuçtan mutlu olmakla birlikte, çocuğunun sakinleşmesi ve yumuşamasında kendi payı bulunmadığı için yuvanın bu olumlu etkisini biraz kıskanma eğilimi içine girmektedir. Oysa bu gereksiz duyguyu bir kenara bırakarak, doğru çözümü bulduğu için sevinmesi çok daha doğru değil midir?

OKULDA EĞİTMENLER ÖĞLENLERİ HER ŞEYİ SİLİP SÜPÜRDÜĞÜNÜ SÖYLÜYORLAR. AMA AKŞAMLARI EVDE BİR TABAK BİR ŞEY YEMEK İÇİN BİN DEREDEN SU GETİRİYOR. NEDEN?

* Bu, yalnızca yuvanın ilk yılında değil, onu izleyen, anaokulu sürecindeki iki yılda da çok sık görülen bir durumdur. Nedeni de, büyük bir olasılıkla, çocuğun yuvada ‘ büyük ’ olduğunu göstermesi, evde annesiyle birlikteyken de yeniden ‘ küçülmek ’ için büyük bir istek duymasıdır. Yemek yemeyi reddederek annesinin dikkatini çekmekte ve tıpkı küçüklüğünde olduğu gibi kendisiyle ilgilenmeye zorlamaktadır. İşi daha da ileri götürüp annesinin yedirmesini ima edenler, hatta bunu açıkça dile getirenlerde vardır. Size çok garip bile gelse, çocuğunuzun size iletmek istediği mesaj aslında çok açık ve nettir: ‘Bütün gün elimden geleni yaptım. Ama artık yeter! Şimdi yorgunum ve küçük çocuk olmak istiyorum. İyisi mi bu durumu hiç önemsemeyin ve kayıtsız kalın. Sonuçta son derece normal bir ruh hali oluğunu ve mutlaka geçeceğini düşünüp rahatlayın.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*